You are here:


Reklam ve Pazarlama

Tutundurma Aracı Reklam

e-Posta Yazdır

REKLAM

1.1. Reklam Gelişimine Genel Bir Bakış

Günümüzdeki reklam anlayışını daha doğru bir biçimde değerlendirebilmek için reklamın ve reklamcılığın gelişimine kısaca bir göz atmakta fayda vardır. reklamın tarihçesi ilk çağlara kadar uzanır. Sözlü reklam daha insanlar arasında mübadelenin (alışverişin) ilk başladığı zamanlar ortaya çıkmıştır. ı İnsanlar mübadele sırasında kendi mallarının güzelliklerini, üstün yönlerini ön plana çıkararak çekici kılmaya çalışmışlardır. Yine tellal ya da çığırtkanların bağırarak potansiyel alıcılara ulaşma istekleri de ilk reklam örnekleri olarak kabul edilmektedir. Yazılı reklamın başlangıcı ise kesin olarak bilinmemekle birlikte İngiltere'de 'British Museum'da bulunan M.Ö. 3000'li yıllarda bir papirüse yazılan ve sahibinden kaçan bir kölenin geri dönmesini isteyen bir ilan olduğu sanılmaktadır. 2 Ancak, bugünkü reklamcılığa kişilik kazandıran süreç, reklamın biçimsel bir öğesi olan iletişim araçlarıyla ilgili teknolojik gelişmelere paralelolarak gerçekleşmiştir. 1450 yılında Gutenberg'in matbaa makinesini buluşu reklamcılıkta bir çığır açmış böylece yazılı malzemeler etkin bir şekilde daha geniş halk kitlelerine ulaştırılabilmiştir. Sanayi devrimi, makineleşme, mal ve hizmet

üretimindeki artış, kalitenin yükselmesi ve beraberinde gelen yoğun rekabet reklamcılığın günümüzdeki durumuna gelmesinde önemli roloynayan diğer etmenler olmuştur.3 Ayrıca üretilen mal ve hizmetlerin daha geniş kitlelere ulaştırılması çabaları da gelişen iletişim teknolojilerinden daha fazla yararlanılması gereğini ortaya çıkarmış ve bu durum iletişim araçlarından etkin mesajlar göndererek hedef kitleleri etkileyen reklamcılık mesleğini daha da gözde hale getirmiştir. 4 Özellikle radyonun 1920' lerde daha sonra da 1950'lerde televizyonun etkili birer reklam aracı olarak kullanılmaya ve yaygınlaşmaya başlaması 20. yüzyılda reklamı daha da önemli bir hale getirmiştir. 5 Günümüzde artık reklamın büyük kitleler üzerinde ekonomik ve sosyo-kültürel etkilerinin olduğu, ikna gücü yüksek bir iletişim biçimi olduğu kabul edilmiştir. Başta büyük işletmeler olmak üzere pek çok kuruluş için reklam vazgeçilmez bir olgudur. reklam için büyük bütçeler ayrılmakta ve hedef kitlelere ulaşmak için en son teknolojik imkanlardan, iletişim araç ve yöntemlerinden, yaratıcılıkla ilgili en uç noktaları zorlayan fikirlerden yararlanılmaktadır. 6
 

1.2. Tutundurma Aracı Olarak Reklam

Üretimin temel unsur, üreticilerin tam bir güç olduğu, mal ve hizmetlerin az bulunur ve toplam talebin toplam arzdan fazla olduğu dönemlerde geçerli olan ne üretirsem, ne kadar üretirsem, ne zaman üretirsem, nerede istersem satarım şeklindeki felsefe 1970'lerden itibaren değişmeye başladı. Hızla sanayileşen ülkelerde kitlesel üretimin gerçekleşmesi, dünyada globalleşme eğiliminin yaygınlaşması, rekabetin artması ve teknolojide yaşanan gelişmeler sonucu üretim bazlı işletme anlayışından, pazarlama bazlı işletme anlayışına ve nihayetinde müşteri odaklı pazarlama anlayışına ulaşılmıştır. Müşteri tatminine odaklanmış modern pazarlama faaliyetlerinin kaliteli mal ve hizmet üreterek, uygun fiyattan satmak ve kolay ulaşılabilir olmaktan daha fazlasını gerektirmesi 'tutundurma' kavramını temel bir unsur olarak ortaya çıkarmıştır. Tutundurma 'pazarlama karması' nın ve tüm pazarlama stratejilerinin hareket noktasını oluşturan, kontrol edilebilir pazarlama değişkenlerinden biri olup 'tanıtım' gerçeği etrafında şekillenmektedir.7 Bu bağlamda tutundurma kavramı 'Ürünün hedef kitlesini üründen, işletmeden, hizmetlerden, yapılan çalışmalardan haberdar etmek için ve olumlu bir imajın doğmasını sağlamak, varolan iyi imajı pekiştirmek ya da kötü imajı değiştirmek yönünde yapılan bilinçli, planlanmış, değişik kanallar aracılığıyla yürütülen faaliyetler bütünüdür' şeklinde tanımlanabilir. 8 İşletmeler, tarihselolarak tutundurma metotlarından önce kişisel satıştan, sonra reklamlardan, daha sonra da duyurum-halkla ilişkiler ve satış geliştirmeden yararlanmaya başlamışlardır. Tutundurma metotlarından ilkini satış çabalarının en yalın şekli olan kişisel satış oluşturur. Kişisel satışı Amerikan Pazarlama Derneği, 'satış yapmak amacıyla bir veya daha fazla satın alıcı ile konuşarak sözlü sunuş yapmak' biçiminde tanımlamıştır. Kişisel satış göreceli olarak sık satın alınmayan, sunuş ve gösterim gerektiren ve siparişe bağlı ürünlerde kullanılan etkin bir ikna ve iletişim sürecini gerektiren bir yöntemdir.9 Tutundurma metotlarından bir diğeri olan halkla ilişkiler, pazarlamanın hedef kitlesinin tanımlanması ve kimlerle iyi ilişkiler geliştirileceğinin önceden saptanması açısından anahtar bir rol üstlenir ve diğer pazarlama iletişimi metotlarının kullanıldığı durumlarda iletişimi güçlendirici bir etkiye sahiptir. Satış geliştirme, tüketicilere yönelik olarak eşantiyon dağıtımı, sergiler, tanıtımıar, indirimler, mağaza içi etkinlikler, yarışmalar, çekilişler gibi her türlü uygulama olabilir.

Tüm bu tutundurma metotları içinde reklam, hızla değişmekte olan pazar ve tüketici yapısı karşısında üretici işletmelerin pazara girmek, pazar paylarını korumak ya da artırmak için en çok kullandıkları araçlardan biri olmuştur. reklamın halkla ilişkilerden ve diğer tutundurma çabalarından en önemli farkı; halkla ilişkilerin ya da karmanın diğer üyelerinin ulaşamadığı daha geniş bir kitleye ulaşma gücüne sahip olmasıdır. ıo Artık tüketiciler ürünü denemek için ürünün varlığı ve faydaları hakkında bilgilendirilmeye, ikna edilmeye veya onun pazarda varlığının hatırlatılmasına ihtiyaç duymaktadırlar. Bu da üreticinin müşteriyle etkili bir yolla iletişiminin gerekliliğini ortaya koymaktadır.

Üretici işletmeler, tüketici ile doğrudan iletişim kurmanın imkansızlaşması veya zorlaşması gibi sebeplerden ürettiği mal ya da hizmetin tercih edilmesini sağlamak için büyük ölçüde reklamdan yararlanmaktadırlar. Tüketici açısından ise, reklam kendi gereksinimlerini tatmin etmek üzere pazara sunulmuş binlerce ürün ve hizmet içinden kendisi için en uygun ve rasyonelolanı tercih etmesine yardımcı olacak bir rehber görevindedir. Sonuçta, insanlar bildiklerini bilmediklerine göre daha çok tercih edecekler ve reklam bu noktada ürüne, tanınabilirlik ve bilinebilirlik vasfını katarak bir avantaj oluşturacaktır.

 

  • ı Ulufer Teker, Grafik, Tasarım ve reklam, İzmir, Dokuz Eylül Yayınları, 2002, s. 1

  • 2 Ulufer Teker, a.g.e.,s.l; http://www.reklamarasi.net/html/makaleler/yazi_bfreklam.htm (26.10.2002)

  • 3 Metin İnceoğlu, Güdüleme Yöntemleri, Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu Yayınları, No.4, Ankara, 1985, s.1 16

  • 4 http://www.hukukcu.com/bilimsel/kitaplar/zakiravsarreklam/reklamlarin _ tuketici yo li ti kasi.htm (26.10.2002)

  • 5 İsmet Mucuk, Pazarlama İlkeleri, İstanbul, Türkmen Kitabevi, 1999, S.217

  • 6 Füsun Kocabaş, Müge Elden, reklamcılık, İstanbul, İletişim Yayınları, 1997, s.12

  • 7 Biçkes, Durdu; Onur Deniz, Tutundurma Ve Tutundurma Bileşiminin Optimizasyonu, Pazarlama Dünyası, 2002, Sayı: 8, yıl: 1 6, s.9

  • 8 Ercan Kaşıkçı, Para-Mosyon Pazarlamanın 7 P 'si, İstanbul, Kariyer Yayıncılık, 2002, s.50

  • 9 www.stratejiyonetim.com/kisiselsatis.htm (27.10.2002)

  • ıo Ercan Kaşıkçı, a.g.e., s.1 19

  • ıı Füsun Kocabaş, Müge Elden, a.g.e., s.1 1-12

 

ULUSLARASI PAZARLAMADA reklam

e-Posta Yazdır

1.1. ULUSLARARASI reklam KAVRAMININ TANIMI

Reklam (reclame) Latin dilinde “çağırmak” anlamına gelen “clamare” kelimesinden doğmuştur. Türkçeye Fransızca “reclame” kelimesinden geçmiştir. Hedeflenen müşteriyi bilgilendirmek ve alışa teşvik etmek için, mesaj vericinin çeşitli reklam araçlarını gereken bedel karşılığında kullanarak, istediği mesajı iletmesine reklam denir. reklam aracılığıyla müşterilere sunulan mal ya da hizmetlerin olumlu ve üstün yönleri belirtilerek geniş kitlelere yayılır. reklam yalnızca talebi harekete geçirmekle kalmaz, aynı zamanda alıcılara üretilen mal ve hizmetlerden yararlanma yollarını da gösterir. Tek yönlü bir iletişim aracıdır. Basım, ses ve renk sanatı kullanılarak işletme ve mallar çekici duruma sokulabilir. Tutundurma faaliyetinin bir halkası olan reklam; mal, hizmet, imaj ve fikirlerin ikna etme ve bilgilendirme yoluyla satışına yardımcı olan etkili bir iletişim yolu ve pazarlama aracıdır.

ULUSLARARASI REKLAM STRATEJİLERİ:

e-Posta Yazdır

ULUSLARARASI REKLAM STRATEJİLERİ:
AZERBAYCAN’DA COCA COLA ÖRNEĞİ

GİRİŞ
Ticaretin satış anlayışından pazarlama anlayışına geçmesi, dünyada hem üretim hem de tüketim davranışlarını tamamen değiştirmiştir. Sadece satışla ilgili faaliyetlerin değil, çeşitli bölümlerde dağınık olarak yer alan tüm pazarlama ile ilgili faaliyetlerin bir pazarlama bölümü altında bir araya getirilmesi, tüketiciyi tatmin ederek kar sağlama anlayışını ortaya çıkarmıştır. Üreticiyle tüketici arasındaki iletişim gelişmiş, rekabetin başarısı, bu iletişimin kalitesine bağlı olmaya başlamıştır. Bu iletişimin en yaygın ve en etkili çeşidi ise reklam olmuştur. Zamanla reklam, insanoğlunun günlük hayatına girmiş, reklam hakkında pazarlamanın motoru, üreticinin görünen yüzü, sanat eseri gibi farklı tanımlamalar yapılmıştır.

TEKMİLİBİRDEN Ankara Reklam Ajansı

e-Posta Yazdır

Tek Noktadan Yüzlerce Çözüm Sunan ANKARA REKLAM AJANSI

Reklam ajansı tanıtım hizmetleri sunan Tekmilibirden,  tek noktadan tam reklam prensibiyle oluşmuş Ankara Reklam Ajansı’dır. Reklam ve tanıtım faaliyetlerinde ulusal ve yerel markalara hizmet sunan Tekmilibirden Ankara Reklam Ajansı bünyesinde, grafik tasarım, matbaa baskı, web tasarım ve programlama, reklam fotoğrafçılığı, promosyon ürünleri üretimi ve satışı, seslendirme ve animasyon hizmetleri, reklam ve tanıtım filmi, açık hava reklamcılığı, alanlarında hizmetleri sunan Ankara reklam ajansıdır.  "ankara reklam ajansı"

Reklam Sloganı Süreci

e-Posta Yazdır

En Etkin Sloganlar

Sloganlar Türkiye’de şimdiye kadar çok ciddi bir araştırmaya konu olmadılar. Ancak, onlar markaların iddialarını ve felsefelerini ortaya koyan en önemli iletişim araçları. Hatta bir sloganla markayı ölümsüz kılmak bile mümkün.

Örneğin, bugün Jill çoraplarını hatırlatan, ürünün piyasadaki gücü değil, “Atın atın, eski çoraplarınızı atın…” sloganı oldu. Bu marka yalnız değil. Benzer çok sayıda şirket ve marka da var. Capital, bu özel araştırmasında, “slogan” seçmenin önemini ortaya koyarken, Türkiye’nin en dikkat çeken sloganlarını da, uzmanların değerlendirmeleriyle bir araya getirdi.

Anadolu Grubu, 1970 yılında bira pazarında markaya yönelik bir araştırma gerçekleştirdi. Araştırma, pazardaki marka ve sloganların tüketici algısında birbirine karıştığını ortaya koyuyordu. Bunun üzerine Efes Pilsen, markasını yeniden konumlandırma kararı aldı.1976 yılında reklam ajansını seçmek için konkur açtı. Konkuru en yüksek teklifi vermesine rağmen Ajans Ada, “Bira bu kapağın altındadır” sloganıyla kazandı.

Bu arada merak ederlen için konkur nedir sorusunu cevaplayalım

Konkur nedir? Kökeni Fransızca “Concours” kelimesinden gelmekte olup, Türkçeleşmiş hali  “Konkur”dur. Temelde “Yarışma” anlamına gelmektedir.  Reklamcılık dünyasında daha özel ve geniş kapsamlı bir anlama sahip olduğu aşikardır. “Konkur”, reklamverenin çeşitli ajanslara başvurarak, bir reklam ajansı aradığını bildirmesi ve aralarından birini seçebilmesi için örnek kampanya hazırlamalarını istemesidir.

Sloganın kullanıldığı reklamlarda, neşeli, şakacı, hayatı yaşayan bir biracı tiplemesi yaratılmıştı. “4 kafadar” adı verilen bu biracıların rol aldığı reklamların biçimleri değişse de hepsinde aynı slogan kullanılıyordu: “Bira bu kapağın altındadır”. 1977 yılında gerçekleştirilen araştırmalarda slogan, ülke genelinde yaklaşık yüzde 90 oranında tanınıyordu. Efes Pilsen artık Türkiye’nin lider bira markası olmuştu.

O yıllarda Efes Pilsen’in lider olmasında çok büyük rolü olan bu slogan, bugün hala Türkiye’nin en başarılı marka sloganları arasında ilk sıralarda. 20 yıl sonra bile pek çok reklamcı, marka ve pazarlama uzmanının aklına slogan denildiğinde bu slogan geliyor.

Türkiye Bira Grubu Pazarlama Direktörü Yüksel Gökbulut, “Bira bu kapağın altındadır” sloganının büyüklük ve lider tavır içerdiği için, uzun vadeli olduğunu söylüyor. Gökbulut, “Bu slogan ile bira eşittir Efes Pilsen olarak algılanılmaya başlandı” diyor.

Her ne kadar üzerinde çok yazılıp çizilmese de, sloganlar, kamuoyundaki imaj ve dolayısıyla satışlar açısından, markalar için önemli araçlardan bir tanesi. Hatta Efes Pilsen örneğinde olduğu gibi, doğru kullanıldığında markalaşma için hayati bir öneme sahip. Çünkü, tüketici, güçlü sloganlarla marka ismini duymadan ve logoyu görmeden hangi markayla iletişim içinde olduğunu anlıyor. Bugün sloganı başarılı kullanan, ve bu sayede bir adım öne geçen markaların sayısı az değil.

En Beğenilen Sloganlar:

Efes Pilsen’in yanında Arçelik, Coca-Cola, Kalebodur, Tokai sloganlarıyla tüketicinin zihninde sağlam yer edinmeyi başaran markalar. Reklamcı, marka ve pazarlama uzmanlarının hatırlayıp, beğendikleri ilk beş slogan işte bu markalara ait: Efes Pilsen “Bira bu kapağın altındadır”, Arçelik, “Arçelik demek yenilik demek”, Coca Cola, “Hayatın Tadı”, Kalebodur, “Kalebodur, seramik budur” ve Tokai, “Çakar çakmaz çakan çakmak”….

Arçelik Genel Müdür Yardımcısı Şirzat Subaşı, genel olarak kullandıkları sloganların markaların temel vizyonunu yansıttığını, bu nedenle de başarılı olduğunu söylüyor. Arçelik’in “Arçelik demek yenilik demek” sloganı güncel sloganlar içinde en başarılı bulunan örneklerden.

Art Grup Strateji Direktörü Hakan Senbir’e göre, slogan, güven inşa ediyor. Türkiye’nin değeri en yüksek markalarından biri için, bulunduğu kategoride büyük bir önemi olan “yenilik” kavramına odaklanıyor. Coca-Cola ise tüm sloganlarını uzun vadeli olarak yaratıyor. Coca-Cola Avrasya ve Ortadoğu Bölümü Pazarlama Direktörü Galya Frayman Molinas, “Bizim için moda sloganlar yapmak söz konusu değil. Biz basit sloganlar yapar bunun içini doldururuz. Yıllardır tutarlı bir şekilde de bunu yapıyoruz” diyor.

Pazarlama uzmanlarına göre, markanın bugüne kadarki en başarılı sloganı ise “Hayatın Tadı” sloganı. Devlet başkanından yol işçisine kadar herkesi hedef kitlesi olarak kapsayan marka, bu sloganla duruşunu sarsmadan geniş bir kitleye sesleniyor.

Reklamcı Haluk Mesci’ye göre ise “Kalebodur, seramik budur” sloganı doğal bir uyak ve iki sözcükle markayı kategorinin en rekabetçi noktasına konumlandırıyor. Mesci, reklamcı Ali Taran tarafından Tokai için yapılan, “Çakar çakmaz çakan çakmak” sloganını da rekabetçi buluyor. “Hafızaya hemen işleyen bir ses yapısı, konunun kendisinden yola çıkış, yarar söyleme, rekabetçilik hepsi bu sloganda var” diyen Haluk Mesci, hala kullanımda olmasa bile hatırlanma özellikleriyle bu iki sloganın tüm zamanların en başarılıları arasında olduğunu belirtiyor.

Slogan basit ve keyif verici olmalı

Sloganlar markanın hedef kitleleriyle iletişiminde önemli bir araç. Peki sloganlar nasıl olmalı? Creative Advertising-Yaratıcı Reklamcılık kitabının yazarı L.Whittier, kitabında bir sloganın nasıl olması gerektiğine yönelik şöyle diyor:

“Ürün ya da servisin değerini belirtmeli. Marka mesajının hedef kitle tarafından algılanmasına yardımcı olmalı. Reklamlarda sürekli vurgulanmalı ve halkın hatırlamaktan keyif alacağı bir yapıda olmalı.” Marka sloganına yönelik pazarlama ve reklam literatüründe söylenenler de Whittier’inkilerle hemen hemen aynı doğrultuda. Yani bir markanın sloganı net ve anlaşılır olmalı. Markanın hedef kitlesi ve sosyal paydaşları sloganın içinden anlam çıkarmak için uzun uzun düşünmemeli. Markanın tüketiciye olan vaadi ise rasyonel ya da duygusal düzeyde mutlaka yer almalı. Çünkü, hep vurgulandığı gibi, ideal strateji tek bir vaad üzerine kurgulanır.

Slogan da o vaadi net olarak anlatır. Sloganı anlamak ve hatırlamak da önemli parametreler. Bu nedenle sloganın kelime sayısıyla sınırlanması gerekiyor. Bu sayının ne olacağı ise uzmanlara göre değişiyor. Örneğin, El İzi Danışmanlık’tan Nükhet Vardar’a göre, sloganın en ideali tek kelime olanı. Üç dört kelimeyi de aşmamalı. Hakan Senbir de bir sloganda dört kelimeden sonrasının hatırlamakta zorluk yaratacağını düşünüyor. Ali Saydam ise bu konuda net bir kelime sayısı vermiyor ama sloganın kısa, sade ve anlaşılır olmasının en sağlıklısı olacağını söylüyor. Saydam, sade ve net ifadeleriyle başarılı sloganlara örnek olarak, Nike’ın, “Just do it-Sadece yap!” ve Nokia’nın “Connecting People-İnsanları birbirine bağlar”ını gösteriyor.
Rasyoneldi duygusal oldu

Türkiye’de sloganlar ilk olarak 20’inci yüzyılın başlarında, Osmanlı dönemindeki gazetelerde yabancı markaların verdikleri ilanlarda kullanılmaya başlandı. Televizyonun yayına geçişi ve televizyon reklamlarıyla birlikte de ivme kazandı. 1980 öncesinde kullanılan sloganlar rasyonel vaadler içeriyordu. Ali Saydam’ın ifadesiyle bu dönemdeki sloganlar markanın derdini uzun uzun anlatıyorlardı. Hover süpürgeleri için yapılan, “Ho ho hover, süpürür, döver, her yeri temizleyen Hover” sloganı bu tür sloganlara güzel bir örnek. Jill çorapları için yapılan, “Atın, atın! Eskimiş çoraplarınızı atın! Atamazsanız paspas yapın…” da 80 öncesinin uzun sloganlarından… Tüketim toplumu döneminde sloganlar daha fazla duygusal vaatler taşımaya başladılar. Goodyear’ın “Yuvana ulaştırır”, Bosch’un, “Güveninizi kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederiz”, Arçelik’in “Hayata” ve “Arçelik’le sevgiye zaman kalır” sloganları da bu dönemin sloganlarından.

Bugünün sloganları ise duygusallığın yanı sıra kafa rahatlığına hitap ediyor. Çünkü, artık “Kafa Rahatlığı Piyasası” olarak adlandırılan bir megatrend var. Bu trendden etkilenen bazı markalar sloganlarını değiştiriyorlar. Örneğin Philips, bir zamanlar “Lets make things beter- Herşeyi daha iyi hale getirelim” sloganını kullanıyordu. Ancak, bugün artık bu slogan yerine “Sence and Simplicity- Duygu ve Basitlik” sloganını kullanıyor. Önceki slogana göre duygulara ve kafa rahatlığına hitap ediyor. Gelecekteki düş toplumunda ise sloganların daha çok öyküselliğe yönelmesi bekleniyor.

Slogan değiştirilir mi?

Markanın diğer öğelerinde olduğu gibi, sloganda da devamlılık esas. Çünkü, seçilen slogan tüketiciyle iletişim kurabilmek için kullanılan bir araç. Bu nedenle sadece değişiklik olsun mantığıyla slogan değiştirilmesi markaya zarar verebilir. Tüketiciyle iletişime tekrar baştan başlamak anlamına gelebilir. Diye Danışmanlık Yönetici Ortağı Murat Yurddaş’a göre, slogan yatırım yapılmış bir varlık. Sloganını önemseyen bir marka da sloganını değiştirmez. Değiştirenlerin çoğu da bu işi makyaj mantığı ile ele alıyor demektir.
Ancak, slogan değişiminin gerektiği durumlar da var. Marka uzmanları slogan değişiminin marka kimliği sık sık değişikliğe uğramadığı sürece, tüketici zihninde marka adına bir tazelenme ve yenilik hissi yaratabileceğini söylüyor. Hatta başarılı değişimlerin marka kimliğini perçinleme anlamında destek vereceğini ifade ediyorlar.

Markalar genellikle iki nedenle sloganlarını değiştiriyor. Bunlardan ilki Philips örneğinde olduğu gibi, markanın mesajını değiştirmek istediği durumlar. Slogan değişikliğine gitmede ikinci neden ise yeni pazarlara giriş. Çünkü, bazen markalar farklı ülkelerde farklı sloganlarla tüketiciye mesajlarını iletmek ihtiyacı duyabiliyorlar. Pazarlama Profesörü Ömer Baybars Tek, bunun ülkeler arasındaki farklılıklardan ileri geldiğini söylüyor. Tek’e göre böyle bir değişimin en bilinen ve başarılı örneği, Honda markalı motosikletlerin Amerikan pazarına girişinde yaşandı. Honda, Amerika’da motosikletleri pazarlamaya karar verdiğinde Amerikalılar arasında motosiklet kullananlara yönelik şöyle bir düşünce vardı:

“Deri ceketli, asi, suç işlemeye yatkın insanların kullanabileceği bir araç.” Honda bunu değiştirmek için, sadece Amerika’ya özel şöyle bir slogan geliştirdi:

“Bir Honda’da en zarif insanlara rastlarsınız”. Bu slogan Amerika pazarında motosikletin imajını değiştirdi.

EN BAŞARILI SLOGAN MARKAYI ÇAĞRIŞTIRANDIR

SLOGAN İLETİŞİMİ HIZLANDIRIR

Slogan markanın akılda kalmasını sağlar, söylendiğinde markayı çağrıştırır. Özünde markanın bileşenlerini simgeler. Pazarlamanın temel işlevi sıcak satış, bilinirlik, tanınırlık ve özdeşleşmeyi sağlamak. Bu noktada marka sloganı iletişim sürecini hızlandırmada çok işe yarayabilir.

EN KISASI EN SAĞLIKLISI

Mümkün olan en kısa ve sade ifade slogan için en sağlıklısı. “Just do it” ve “Connecting People” gibi markaları çağrıştıranlar ise en başarılı örnekler. Ancak sloganı oluşturmak yetmez. Gerekli frekansta ve markayla ilişkilendirerek kalıcı kılmalı. Sloganın marka yöneticileri, iletişimci ve pazarlamacılardan oluşan bir ekip tarafından oluşturulması gerekir.

GÜNDE 3 BİN MARKA MESAJI ALIYORUZ

Bilgi toplumuna geçişin en belirgin özelliklerinden biri iletişim kanallarının artması. Tek kanallı televizyonda hedef kitleye hitap etmek kolaydı. Belli tekrarlarla algılatma şansı vardı. Ama şimdi iletişim kanallarının ve markaların artmasıyla algılatma zorlaştı. Bugün Batı’da insanlar günde ortalama 5 bin, bizde ise 3 bin marka mesajı alıyorlar. Bu sayı çokluğu nedeniyle de iletişimcilerin işi geçen gün daha da zorlaşıyor.

YENİ SLOGANLAR MÜŞTERİ ODAKLI

SLOGANLARIN YENİ PUSULASI

Geçmişten bugüne slogana bakış açısında bir değişiklik oldu. Bu değişiklik, artık klişeleşmiş aşırı taklit sloganlar yerine daha müşteri odaklı anlamlarla yüklü ve mesaj kalabalığından sıyrılabilecek yaratıcı sloganların üretilmesi şeklinde oldu. Sloganların yeni pusulası, müşteriler ile kalıcı ilişkiler kurmak ve gerçek değer kazandıran iletişim vaatleri taşımak.

EN BEĞENDİKLERİM

Benim en beğendiğim reklam sloganlarından ilk üçü Honda’nın “Müşterilerimizin memnun olmalarının bir nedeni bizim memnun olmamazdır”, “Tide deterjanı için, “Tide is in dirt is out- Tide içeri, lekeler dışarı” ve Allstate sigorta için, “Allstate ile emin ellerdesiniz” sloganları.

DÜZENE KARŞI ŞARKILAR SLOGAN OLDU

Ayrıca 1960 ve 1970’li yıllarda düzene karşı gelen şarkıların 1990’larda slogan olarak kullanıldığı örnekler de güzel. Örneğin, Nash and Young’un “Teach Your Children”ı ünlü iç çamaşırı üreticisi Fruit of The Loom, Beatles’ın “Revolution”u Nike ve Ford şirketi, Rolling Stones’un “I cant get no satisfaction- Tatmin olamıyorum” şarkısı ise çikolata markası Snickers tarafından kullanıldı. Bu sloganları beğenmemin nedeni ise keyif ve değer yüklü olup, mesajı kısa ve öz olarak yansıtmaları.

SLOGANLARIMIZ FELSEFEMİZİ YANSITIYOR
VİZYONUMUZU YANSITIYOR

Genel olarak kullandığımız sloganlar markanın temel vizyonunu yansıtan basit önermeler. Bu sloganlarla her seferinde Arçelik’in temel yaklaşımını vurguluyoruz. Kısaca zamansal boyutu ile ele alırsak; 1990’ların ilk yarısında bugüne kadar Arçelik’in hafızalarda en fazla yer etmiş sloganı küçük ev aletleri lansmanında kullanılan “Annem bana kalır”. Kullanıldığı dönemde rasyonel faydadan çok, tüketici ile marka arasında duygusal bir bağ kurmayı hedeflenmişti. Bu slogan yeterli miktarda reklam ile desteklenince de amacına ulaştı.

NE ZAMAN SLOGAN DEĞİŞTİRİYOR?

1990’ların ikinci yarısında kalite sistemlerinin popülaritesinin artmasına paralel olarak “Yaşam kalitesi için çalışır” sloganı kullanıldı. 1998-2002 arasında artık Arçelik herhangi bir slogan için fazla geniş bir boyuta gelmişti. Kısaca hayatın her anına dair anlamına gelen ’Hayata’ sloganı benimsendi. 2002 sonu logo değişimi ile birlikte Arçelik kendi içindeki yenilikçi ruhu logosuna taşıdı.Yenilik sadece logo değil, aslında kurumsal bir felsefeyi ifade ediyordu. “Arçelik demek yenilik demek” sloganı ile bu felsefe reklama taşındı. Sürekli yeni ürün ve hizmetler sunarak tüketicilerin hayatını kolaylaştıran bir şirket olarak son sloganımız da, tüketiciler tarafından benimsendi.

BAŞARILI SLOGANIN FORMÜLÜ

BAŞARILI SLOGANIN İLKELERİ - BİR SLOGAN NASIL OLMALI?

İngiltere’de The Art and Science of the Advertising Slogan- Reklam Slogan Sanatı ve Bilimi adlı site, aralarında uluslararası network reklam ajanslarının da bulunduğu çok sayıda kuruma slogan hizmeti veriyor. Sitenin sahibi ve aynı zamanda pek çok reklam kitabının yazarı Timothy Foster, bir reklam sloganının nasıl olması gerektiğini de formülleştirmiş. Bu formüle göre, bir sloganın başarılı olabilmesi için, duruma göre 10 kritere uyması gerekiyor.

ORJİNAL OLMALI

Marka sloganının en büyük gücü orijinal olmasıdır. Luna yıllar önce Sana ile giriştiği rekabette, “Yoksa siz hala annenizin margarinini mi kullanıyorsunuz” şeklinde orijinal bir slogan geliştirmişti.

BASİT OLMALI

Basit sloganlar, oluşturulması en zor sloganlardır. Burada da ürünün tercih edilme nedeni basitçi vurgulanır. Yıllar öncesinden bir slogan, “Bence BMC” basit ve kolaylıkla hatırlanan bir slogan.

İNANILIR OLMALI

İnandırıcılığı olmayan bir sloganın etkisi de olmaz. Deterjan piyasasında fiyat rekabetini başlatan ABC deterjanları burada “Farkı Fiyatı” sloganını kullanmış ve istediği etkiyi yaratmıştı.

HATIRLANABİLİR OLMALI

Reklam sloganların hatırlanabilir olması için kafiyeli kelimelerin birbiri ardına gelmesi geliyor. Örnek: Sek Süt için, İçSek, BüyüSek.

MARKA İSMİNİ ÇAĞRIŞTIRMALI

İdeal bir slogan marka ismini ya içermeli ya da marka ismi söylenmeden markayı çağrıştırmalı. “Aç kapa aç kapa Artema”, bu anlamda en başarılı marka çağrıştıran slogan örneklerinden.

ÜRÜNÜN ANA ÖZELLİĞİNİ İÇERMELİ

Bu özellikte birkaç cümleyle markanın ve ürünün tüketiciye sağlayacağı yarar özetleniyor. Tokai çakmaklarında bu kafiyeli bir şekilde ele alınmış: “Tokai çakar çakmaz çakan çakmak”

MARKAYI FARKLILAŞTIRMALI

Sloganda temel hedef markayı farklılaştırmaktır. Sloganla farklılaştırmada genellikle iddialı vurgular yapılır. “Kalebodur, seramik budur”, bu vurguyu net bir şekilde yapıyor.

OLUMLU DUYGULAR YARATMALI

Duygusallık sloganlarda vurgulanarak markanın sadece tüketim için olmadığı, insani yönlerinin de bulunduğu ifade ediliyor. “Demirbank iyi günler diler” bir dönem bunu büyük bir sadelikle yapmıştı.

MARKANIN KİŞİLİĞİNİ YANSITMALI

Markanın kişiliği tüketiciyle kurduğu iletişimde vurguladığı noktalardan oluşur. Bir marka karakter özelliği olarak yenilikçiliği benimsemişse sloganda bu vurgulanmalıdır. Arçelik de, “Arçelik demek yenilik demek”le bunu yapıyor.

REKABETÇİ OLMALI

Markalar sloganlarıyla kendilerini öyle bir ortaya koymalılar ki, rakiplere bu slogan üzerine söylenecek bir söz bırakmamalılar. Efes Pilsen bunu yıllardır yapıyor: “Bira bu kapağın altındadır”

 

Capital

Sayfa 1 / 2

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »